19 Eylül 2018

İNGİLİZ KLASİĞİ: HOBBİT || J.R.R TOLKIEN



Hobbit, herkesin bir şekilde duyduğu, okumak istediği kitaplardan. Bu durum özellikle yakın zamanda üç filme uyarlanmasından dolayı da arttı. Tabii bu efsane olmuş kitabı şimdi okumamı filme bağlayamam, zaten üç film olması yüzünden o dönem epey seriden soğumuştum.

İthaki Yayınları'nın geçen yıl yayımladığı ufak ve ciltli baskıdan kitabı severek okudum. Hatta kont montumun iç cebine girdiği için ayrı bir zevkle yanımda taşıdım. Fırsat buldukça da insanların gözlerine sokarak kitabın tatlılığını övdüm. Yıllar önce İngilizce kopyasını okumaya başlayıp bitiremediğim için bu baskı kitabı bitirmek için harika bir fırsat oldu.

Topraktaki bir oyukta bir hobbit yaşardı.

Kitap, kendi halinde,  ufak, kıllı ayaklı, günde elli kere yemek yeyip purosunu tüttüren sevimli bir hobbitin, Gandalf adlı bir büyücünün iteklemesiyle hazine, ejderha ve bir avuç cüce ile çıktığı bir serüveni anlatıyor. J.R.R'ın normalde çocuklarına bir masal olarak kurgulamaya başladığı bu hikâye, gayet sert anlar içermesinin yanı sıra biraz da ürkütücü. Ancak içine eğlenceli sohbetler, şarkılar da eklenmiş ve Tolkien'in arada baş gösteren anlatıcı sesi, olaylara hem bir sevimlilik hem de gizem katmış.

8 Kasım 2016

GİZEM: ROYALE KUMARHANESİ || IAN FLEMING



Casino Royale (James Bond 1) - Ian Fleming


James Bond'u duymayanınız kalmamıştır herhalde. Benim de uzun zamandır listemde olan bir kitaptı. Daha önce başlamıştım ama sarmadığı için bırakmıştım. Nasıl oldu bilmiyorum ama Kitap Esintisi ile Casino Royale'i okumaya karar verdik. Tabii ilk önce İlkim bitirdi. O bitirince de benim bitirmeme gibi bir olasılığım kalmıyor elbette.

Bond'un, bir kumarhaneye gitmesi ve SMERSH adlı Rus organizasyonuna çalışan Le Chiffre diye bir adamı kumarda yenerek parasını alması gerek. Tehlikeli ve pahalı bir görev olsa da yapılması gerekiyor ve Bond'un da kumarda  iyi olması bir artı. Yanına Mathis ve Vesper (kadın) adında iki yardımcı da geliyor. Beklenmedik bir CIA ajanı da onlara destek veriyor. Ancak Bond kumar masasından kalkıldığı anda işler sarpa sarıyor.

4 Kasım 2016

KLASİK: SATRANÇ || STEFAN ZWEIG




Satranç'ın tanıtımı:

Rastlantı sonucu eline geçirdiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr. B.'nin öyküsüdür görünüşte Satranç. Ama derinlerde bir veda mektubudur aslında.

Stefan Zweig'ın Brezilya'da sürgündeyken yazdığı ve Şubat 1942'deki intiharından birkaç ay önce tamamladığı Satranç, Avrupa kültürünün nasyonal sosyalist tehlike altında yok oluşuna işaret eder.

Avrupa kültürüne elveda derken yaşama da veda etmeyi seçen Zweig'ın son yapıtı Satranç, gerilimli kurgusu ve kahramanın ruhsal gelgitlerinin işlendiği dokusuyla, kısa ama her bakımdan etkileyici olağanüstü bir uzun öyküdür.

***

Satranç yeni aldığım kitaplardan ama uzun zamandır listemde duruyordu. Kitap hakkında bir şey bilmediğimi itiraf etmem gerek, ünlü bir kitap olduğu için almıştım.
Can Yayınları hakkında en sevdiğim şey, kitaba başlarken size yazarı, çevirmeni, kitabı tanıtıyor oluşu. Eğer giriş kısımlarını sabredip okursanız, nelere dikkat etmeniz gerektiğini görüyorsunuz.

Mesela Stefan Zweig, bu kitabı bitirip karısıyla beraber intihar etmiş. Ondan önce de sürgün edilmiş. Başına gelecekleri önceden tahmin etmesi ise ne kadar öngörüşlü ve bilinçli bir insan olduğunu da belirgin bir şekilde gözler önüne seriyor. Yazarın hayata yaklaşım tarzını da okuyorsunuz elbette. Şükürler olsun kamplardan birinde çekilen eziyetleri okumadım. Elbette işkence işkencedir ama ben hala Cesur Yürek'i izleyemeyen biriyim.

5 Haziran 2016

KLASİK: GURUR VE ÖNYARGI || JANE AUSTEN





Bugüne kadar hep tarihi romanları okumaktan kaçındım. Sevemiyorum genelde. Dönemin baskısı (daha kitabın başında evin kızlara kalamıyor oluşu örneğin) falan her şey beni boğuyor. Ama sonra böyle güzel bir kitap okuyunca sevesim geliyor türü.

Herkesin okuduğunu varsayacağım için hikâyeyi bozacak bilgiler vereceğim bu yazımda. Başka türlü bu kitabı ne kadar sevdiğimi sanırım ifade edemem. Eğer okumadıysanız, gidin ve okuyun lütfen. Yorum falan hikâye...
Elizabeth Bennett bizim başkahramanımız. Ailenin en büyük ikinci kızı ve toplamda beş kız kardeşler. Sosyeteye tanıtılmış bu kızların hepsi öyle ya da böyle bir koca peşinde. En küçük üç kardeş ve anne epey bayağı olsa da, Elizabeth ve ablası Jane bu ailenin en saygın kişileri olarak tanıtılabilir.