26 Ocak 2019

FANTASTİK: CADILARIN KEŞFİ || DEBORAH HARKNESS




Cadıların Keşfi uzun zamandır adını duyduğum, üç kitabını da aldığım bir üçleme. İnsanların hayranlıkla bahsettiği bir eser olmasına rağmen bende pek istenilen etkiyi bırakamadı doğrusu. Neden mi? Anlatacağım ama önce kısa bir tanıtım geçmek istiyorum.

Diana Bishop adında aslında cadı olan ama kendi güçlerini inkâr eden bir simya araştırmacısı ile olaylar başlıyor. Uzun zamandır kayıp olan Ashmole 782 adındaki bir elyazmasını bulan Diana, istemedik güçlerin (vampirler, cadılar, iblisler) dikkatini çeker ve bu kayıp elyazmasını bulmak isteyenler tarafından gerek ufak, gerek hayat sonlandırıcı tehditler alır.

Ancak kendisi de bir bilim insanı olan Matthew adındaki bir vampir, bu kadını bir şekilde koruması altına alır ve imkânsızlıklar dolu bir serüven başlar.

Ashmole 782 tekrar bulunabilecek midir?
Diana güçlerini kabul edecek midir?
Matthew ile birlikte olabilecekler midir?

Bu yazımda, kitabın geneline dair, bazı okurların hoşlanmayacağı bilgiler buluyor.

3 Ocak 2019

YERALTI EDEBİYATI: DÖVÜŞ KULÜBÜ || CHUCK PALAHNIUK



Aslında bu kitabın yorumuna nasıl başlanır hiçbir fikrim yok ancak ileride kendimi hatırlamak için kısa da olsa bir şeyler yazmak istiyorum Dövüş Kulübü hakkında. 1996 yılında yazılmış, yeraltı edebiyatının klasiklerinden biri olarak tanınıyor.

Ayrıntı Yayınları kitabı tanıtımda çok iyi açıklamış, bana gerek yok ama işte dediğim gibi... Yayınevinin tanıtımını buradan okuyabilirsiniz.

Sanırım önce filmden başlamalı. Çünkü kitaptan ziyade filmiyle tanıyoruz bu eseri, bir kesit görmeyen ya da filmi izlemeyen insan azdır. Ben ufak yaşta filmi izlemiştim doğrusu, o yüzden kitabın sonunu ve belirli sahneleri net biçimde hatırlıyorum (travma mı dersiniz?). Yani yabancı değilim kitabın sonuna, içindeki şiddette. Asıl yabancı olduğumsa topluma, tüketime, yozlaşmaya, güzelliğe yönelik yaptığı eleştirilerdi.

27 Aralık 2018

BİLİM KURGU: BAŞLAT: READY PLAYER ONE || ERNEST CLINE




Başlat: Ready Player One uzun zamandır kitaplığımda duran bir kitap ve evet, film olduğunu duyunca okumaya başladım. Bu da temmuz ayına dayanıyor. Yani yaklaşık altı aydır elimde dönüp duran bir kitaptı kendisi. Yılbaşı yaklaşırken artık bitirmeliyim diye elime aldım ve iyi ki de almışım.

Ernest Cline'ın bu romanında 2045 yılındayız ve dünya leş gibi bir yer. Fakirlik, insan haklarının eksikliği, suç almış başını gidiyor. Spoiler olarak saymazsanız şunu da eklemek istiyorum: Bir noktada karakter otomattan silah aldı. SİLAH. Tabii ki burası Amerika. Tekrar kitaba dönersek, insanlar bu "gerçek" dünyadan kaçmanın yolunu bir oyunda bulmuşlar. OASIS. Aslında oyundan çok daha ötesi bu, ikinci bir gerçeklik gibi. Gerekli alet edavatınız varsa bu oyunda eğitim görüyor, yaşıyor, spor yapıyorsunuz. Yarattığınız avatarla istediğiniz kişi olabiliyor, istediğiniz gibi görünebiliyorsunuz. Burada gerçek hayattan çok orada vakit geçiriyorsunuz. Pek de uzak olmayan bir gelecek yani.

19 Kasım 2018

SENARYO: FANTASTİK CANAVARLAR: GRINDELWALD'IN SUÇLARI || J. K. ROWLING




Harry Potter'ı aramızda bilmeyen bir kişiyi bulmak her ne kadar zorsa, bu filmi merakla beklemeyen bir kişiyi de bulmak o kadar zordur. Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? filmi ile başlayan maceramız şimdi Grindelwald'ın Suçları ile devam ediyor. Ben de filmi izledikten sonra, hiç de huyum olmayan bir şekilde gidip senaryosunu da okumak istedim.

Öncelikle biraz film hakkındaki görüşlerimden bahsetmek isterim. Uzun bir süre bekledikten ve fragmanı izledikten sonra heyecan ve merak içinde filmi görmeyi umut ediyordum. Ancak izledikten sonra hayal kırıklığı hissettiğimi paylaşmalıyım. Her ne kadar macera ve heyecan açısından tatmin edici olsa da Nagini, Leta ve Queenie'nin işleniş biçimleri beni tatmin etmedi. Özellikle Nagini'nin hikâyesi amaçsız göründü ki filmde toplamda iki cümle falan konuşmuş olması bende, karakterin sadece Harry Potter severleri çekmek için bir hile oldurduğunu düşündürdü. Nagini'nin amacı neydi? Leta'nın hikâyedeki amacı neydi? Harcanmak için konmuş birkaç detay mı? Beklediklerimi bulamadım. En az sevdiğim Harry Potter filmi bile bende daha çok duygu uyandırmıştır ve daha çok mantıklı gelmiştir. Dumbledor'un büyük finaline giden birkaç detaycıktan ibarettiler sanırım...

19 Eylül 2018

İNGİLİZ KLASİĞİ: HOBBİT || J.R.R TOLKIEN



Hobbit, herkesin bir şekilde duyduğu, okumak istediği kitaplardan. Bu durum özellikle yakın zamanda üç filme uyarlanmasından dolayı da arttı. Tabii bu efsane olmuş kitabı şimdi okumamı filme bağlayamam, zaten üç film olması yüzünden o dönem epey seriden soğumuştum.

İthaki Yayınları'nın geçen yıl yayımladığı ufak ve ciltli baskıdan kitabı severek okudum. Hatta kont montumun iç cebine girdiği için ayrı bir zevkle yanımda taşıdım. Fırsat buldukça da insanların gözlerine sokarak kitabın tatlılığını övdüm. Yıllar önce İngilizce kopyasını okumaya başlayıp bitiremediğim için bu baskı kitabı bitirmek için harika bir fırsat oldu.

Topraktaki bir oyukta bir hobbit yaşardı.

Kitap, kendi halinde,  ufak, kıllı ayaklı, günde elli kere yemek yeyip purosunu tüttüren sevimli bir hobbitin, Gandalf adlı bir büyücünün iteklemesiyle hazine, ejderha ve bir avuç cüce ile çıktığı bir serüveni anlatıyor. J.R.R'ın normalde çocuklarına bir masal olarak kurgulamaya başladığı bu hikâye, gayet sert anlar içermesinin yanı sıra biraz da ürkütücü. Ancak içine eğlenceli sohbetler, şarkılar da eklenmiş ve Tolkien'in arada baş gösteren anlatıcı sesi, olaylara hem bir sevimlilik hem de gizem katmış.

8 Temmuz 2017

ÇOCUK KİTABI: PRENS CASPIAN || C. S. LEWIS



Kötü bir hükümdarım emrinde...
halkının tarihini unuttuğu bir ülke: Narnia
Peter, Susan, Edmund ve Lucy, istasyondaki kendilerini okullarına götürecek trenleri beklerken, büyünün etkisini yine üzerlerinde hissederler. Narnia tahtının yeni varisi çaresizlik içinde yardma ihtiyaç. duymaktadır.

Narnia Günlükleri'nin ilk kitabı olan Aslan, Cadı ve Dolap'ı geçtiğimiz yıllarda okumuş, sevmiştim. Ani bir düşünceyle de seriye devam etme kararı verdim. Ancak yoruma başlamadan önce şundan bahsetmek istiyorum. Bu serinin iki sırası var. Asıl olan yayımlanma sırası ve şöyle:

16 Kasım 2016

BİLİM KURGU: MARSLI || ANDY WEIR



Marslı - Andy Weir

Goodreads'ta 2014 yılının en iyi bilim kurgu kitabı olmuş bir eseri okudum bu sefer. Ama öncesinde...
Kitap mı? Boş verin onu, Blogger'a smileyleyleyley gelmiş!

😂😂😱😱😱😱😱😵😵😵😵

Eh, tamam bunu aradan çıkardığımıza göre, ne harika bir kitaptı Marslı öyle! Normalde böyle çok ses getiren kitaplar, arkalarında gözleri yaşlı okurlar bırakırlar ama tepkimden de anlayacağınız gibi, Marslı'yı çok beğendim. 

Mark Watney, NASA'nın ARES 3 programıyla, beş kişinin daha olduğu 31 solluk (mars günü) bir Mars görevine çıkıyor ancak tahmin edilemeyen bir kum fırtınası yüzünden, uzay kıyafeti bozuluyor ve Mars'ta hapsoluyor. İşin kötü yani NASA onun yaşadığını bile bilmiyor. Şimdi, Mark'ın yiyeceği sınırlı, biterse ölür, eğer Hab (basıncı, ısıyı dengeleyen çadır bozması bir şey) bozulursa, ölür. Su arıtma şeysi bozulursa, ölür. Güneş panelleri bozulursa, ölür. Ve böyle daha aklıma gelmeyen ve ölümle sonuçlanacak daha birçok şey var. Bakarsanız, bu adamın hayatta kalması imkansız görünüyor. Üstelik NASA'yla bir de iletişim kurması gerek ve hayatta kalıp dünya ya da dönmeli. Ah be, sorunlar da sorunlar!

31 Ekim 2016

TARİHİ KURMACA: OKYANUSLAR ARASINDAKİ IŞIK || M. L. STEDMAN


Okyanuslar Arasındaki Işık - M. L. Stedman


Okyanuslar Arasındaki Işık Goodreads'ta, okurların seçimiyle en iyi tarihi romanı ödülü almış bir kitap. Savaştan dönmüş, ruhen yaralı ve erdemli bir adamla eşinin hikâyesini anlatıyor. Bir dram anlayacağınız ve kitabın sonu çok duygusal.

Tom savaştan dönüp bir deniz fenerinde çalışmaya başlar. Yalnız bırakan bir iştir ancak Isabel adlı bir kadınla evlenir. Isabel üç kere çocuk düşürdükten sonra yıkılmanın eşiğindedir ancak kıyıya Janus adlı ölü bir adam ve ufacık bir yavru sürüklenir. Tom çekingen olsa da, kimseye haber vermez. Adamı gömüp çocuğa kendi evlatlarıymış gibi bakarlar.

Bu kitabı aslında kazara almıştım (başka bir kitapla karıştırdım) ama bir dürtüyle okumaya başladım. Sonra da o sıralar filminin çıktığını gördüm. Muhtemelen reklamına denk gelmiştim bir yerde. Konusundan falan haberim yoktu. Filmin adı kafama çok takıldı ama. Hayat Işığım demişler.

"Izz, bir geleceğinin olabilmesi için geçmişi değiştirebileceğin umudundan vazgeçmen gerektiğini yaşayarak öğrendim."

15 Haziran 2016

BİLİM KURGU: SEÇİLMİŞ KİŞİ || LOIS LOWRY



The Giver uzun zamandır okumak istediğim kitaplar arasındaydı, kısa olduğu için de iki üç gün önce başlayıvereyim dedim.

Kitapta epey düzenli ve uzaktan mükemmel olarak adlandırılabilecek bir toplum görüyoruz. Renklerden arınmış... Her alınan yaşla beraber sana bir şeyler veriliyor ve on iki yaşınıza bastığınızda ise, mesleğiniz toplumun yaşlıları tarafından belirleniyor. İşte bu olayla beraber biz de The Giver'ın görevini öğreniyoruz. Kendisi insanlığın anılarını hafızasında biriktiriyor ve bu görevi Jonas'a geçirme vakti gelmiş.
Toplum duygulardan yoksun, sistematik bir işleyişe sahip. Uyumsuz gibi kitapların (eğer The Giver'ın esinlendiği bir yer yoksa) nereden fikri aldığını öğrenmek çok kolay oluyor. Bu yönden klasik olarak adlandıran kitapları okuyup fikir edinmek beni hep sevindiriyor doğrusu.

5 Haziran 2016

KLASİK: GURUR VE ÖNYARGI || JANE AUSTEN





Bugüne kadar hep tarihi romanları okumaktan kaçındım. Sevemiyorum genelde. Dönemin baskısı (daha kitabın başında evin kızlara kalamıyor oluşu örneğin) falan her şey beni boğuyor. Ama sonra böyle güzel bir kitap okuyunca sevesim geliyor türü.

Herkesin okuduğunu varsayacağım için hikâyeyi bozacak bilgiler vereceğim bu yazımda. Başka türlü bu kitabı ne kadar sevdiğimi sanırım ifade edemem. Eğer okumadıysanız, gidin ve okuyun lütfen. Yorum falan hikâye...
Elizabeth Bennett bizim başkahramanımız. Ailenin en büyük ikinci kızı ve toplamda beş kız kardeşler. Sosyeteye tanıtılmış bu kızların hepsi öyle ya da böyle bir koca peşinde. En küçük üç kardeş ve anne epey bayağı olsa da, Elizabeth ve ablası Jane bu ailenin en saygın kişileri olarak tanıtılabilir.