4 Kasım 2016

KLASİK: SATRANÇ || STEFAN ZWEIG




Satranç'ın tanıtımı:

Rastlantı sonucu eline geçirdiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr. B.'nin öyküsüdür görünüşte Satranç. Ama derinlerde bir veda mektubudur aslında.

Stefan Zweig'ın Brezilya'da sürgündeyken yazdığı ve Şubat 1942'deki intiharından birkaç ay önce tamamladığı Satranç, Avrupa kültürünün nasyonal sosyalist tehlike altında yok oluşuna işaret eder.

Avrupa kültürüne elveda derken yaşama da veda etmeyi seçen Zweig'ın son yapıtı Satranç, gerilimli kurgusu ve kahramanın ruhsal gelgitlerinin işlendiği dokusuyla, kısa ama her bakımdan etkileyici olağanüstü bir uzun öyküdür.

***

Satranç yeni aldığım kitaplardan ama uzun zamandır listemde duruyordu. Kitap hakkında bir şey bilmediğimi itiraf etmem gerek, ünlü bir kitap olduğu için almıştım.
Can Yayınları hakkında en sevdiğim şey, kitaba başlarken size yazarı, çevirmeni, kitabı tanıtıyor oluşu. Eğer giriş kısımlarını sabredip okursanız, nelere dikkat etmeniz gerektiğini görüyorsunuz.

Mesela Stefan Zweig, bu kitabı bitirip karısıyla beraber intihar etmiş. Ondan önce de sürgün edilmiş. Başına gelecekleri önceden tahmin etmesi ise ne kadar öngörüşlü ve bilinçli bir insan olduğunu da belirgin bir şekilde gözler önüne seriyor. Yazarın hayata yaklaşım tarzını da okuyorsunuz elbette. Şükürler olsun kamplardan birinde çekilen eziyetleri okumadım. Elbette işkence işkencedir ama ben hala Cesur Yürek'i izleyemeyen biriyim.