Header Ads Widget

Polisiye: Büyük Dörtler - Agatha Christie

Büyük Dörtler kapak

Büyük Dörtler, Hercule Poirot serisinin beşinci kitabı. Sanırım İngiliz Edebiyatı'nda Polisiye deyince akla ilk Sherlock Holmes, ikinci olarak da Hercule Poirot gelir. İlki her ne kadar fiziksel kanıta önem veriyorsa, ikincisi de bir o kadar insan davranışlarına göre hareket eder. Tabii bu kitapta iki karakter pek bir iç içe geçmişti.

Büyük Dörtler, Hastings'in Güney Amerika'dan bir arkadaşının  Poirot'u ziyaret etmesiyle başlar. Ancak Hastings de sürpriz bir biçimde arkadaşını görmeye gelmiştir. Fakat gizemli bir adamın aniden yan odada belirip ölmesi ve bir kâğıda gizemli bir şeyler yazmasıyla Hercule Poirot bu kitapta kendisini uluslararası bir güce karşı hareket ederken bulur.

Gri Hücreler Hep Çalışmalı

Zeki bir grup Poirot'u aradan çıkarmak için epeyce kapsamlı planlar yaparlar ancak Hercule Poirot "Gri Hücreler"ini kullanarak onlarla mücadele etmeye kararlıdır. Dostu Hastings ile kendilerini büyük bir tehlike ve bir o kadar da büyük bir gizemin ortasında bulurlar.

Aranan Gri Hücreler Bulunamadı

Sanırım seride şimdiye kadar okuduklarım arasından en vasatı bu kitaptı. Bu tür kitaplar okurken ben genellikle bir cinayet, bir ya da iki zanlı beklerim ama bu kitapta olay epeyce geniş çaplı ve akıcılıktan uzaktı. Sıkıldım diyebilirim: Kitapta sürekli insanların adları geçiyor, oradan oraya savruluyorduk ama kitabın sonuna dek aslında pek bir şey olmadı.

Sevmediğim bir başka yön de içinde aşırı derecede Sherlock Holmes esintisinin bulunmasıydı. Sizlerin kitap okuma keyfini kaçırmak için burada detaylara yer vermeyeceğim ancak bunlar, biraz iki seriye dair bilgisi bulunan insanların tahmin edeceği şeyler. Ben de tahmin ettiğim için polisiye türünün verdiği tüm zevkli elimden aldı.

Aslında ben sanırım dedektif olarak Hercule Poirot'tan da hoşlanmıyorum, bu da kitaba karşı bakış açımı epey etkiliyor. Hastings'e karşı kibirli ve aşağılayıcı tavırlarını kabul edemiyorum. Ona karşı sevgi beslediği doğru ama bu benim kedime duyduğum bir sevgiye benziyor. Tabii ben kedimi aşağılamıyor, küçük düşürmüyor, sürekli yargılamıyorum. 

İnsan olarak da bu denli kibirli olması da sevmemem için bir neden. Ne var ki suçu çözmedeki başarısını da inkâr edemem. Bu yüzden de seriye bir müddet ara vermeyi düşünüyorum. Benim akıl sağlığım için faydalı olacak bu.

İyisiyle Kötüsüyle Poirot

Bu kitap hakkındaki net yorumum da şöyle: Serinin bence en kötü kitaplarından birisi. Genel hatlarıyla sıkıcı ve durum polisiyesi gibi adlandırılabilir. Sürekli toplantılar ve mektuplarla ve arada işlenen birtakım suçlarla bezeli. Eğer böyle olduğunu bilseydim sanırım kitabı almazdım. 

İyi yönü ise çevirmen ve editörlerin güzel bir iş çıkarmış olması. Yani kitap akıcı. (Matbaa için aynısını söyleyemeyeceğim, kitapta yer yer silik harfler vardı.) Yazarın değişik bir açıdan yaklaşması kimileri tarafından ilginç bulunabilir ama ben beklediğimi alamadım.

Serideki tüm kitapları Hercule Poirot Serisi Okuma Sırası başlıklı yazımdan öğrenebilirsiniz.

Yorum Gönderme

1 Yorumlar

  1. İlk serilerden başlayıp okumalıyım
    tanıtım için teşekkürler

    YanıtlayınSil

Sen de fikrini bırak! ;)