27 Eylül 2018

İSKANDİNAV EDEBİYATI: DOPPLER || ERLEND LOE



Doppler ile biraz kitap tanıtımıyla karşılaştım. Kalem Ajans sanırım serinin ikinci kitabını duyuruyordu. Hemen gidip kitabın tanıtımı okudum, ardından da övgüleriyle karşılaştım. Daha o gün, vakit kaybetmeden gidip kitabı Taksim'deki Yapı Kredi Yayınları'ndan kendimi paralarcasına aldım.

Pek geçmeden de okumaya başladım. Son derece alışılmamış bir girişi var kitabın:

Babam öldü.
Dün bir geyik avladım.
Ne diyebilirim.
Ya o ya ben, birimiz canından olacaktı.

Akıcı ve eğlenceli bir dili olması yanı sıra farklı bir kitap. Babasının ölümünden sonra ormanda yaşayıp özüne dönen, avcı toplayıcı olmaya karar veren bir adam hakkında. Bu adam kendisini, hayatını başarılı olarak tanımlıyor ve belki ölüm karşısında, belki de hayat denen mücadelenin boşluğu nedeniyle de tüm hırs, azim, para gibi manasız şeyleri, hatta ailesini bile ki biz buna manasız diyemeyiz, arkasında bırakıp medeniyeti izleyebileceği ama istemedikçe bir parçası olamayacağı bir noktada kamp kuruyor.

Sonra kışın gelmesiyle açlıktan ölmemek için bir geyik öldürüyor. Anne bir geyiği. Ve onun çocuğuyla yoldaş oluyor. Kendisinden taviz vermeden "başarılı" oluyor bu ormanda yaşama serüveninde. Öyle ki garip tavrı ve bir nevi yüzsüzlüğü, kendine güveni, tüm hayattan bezmişliğiyle kendisine arkadaşlar edinip bir nevi "aynaları" olan insanlarla tanışıyor. Onların ve aslında biz, normal insanların, özlem duyduğu bir öncü oluyor. Ama kimse Doppler kadar başarılı değil.

Okurken insanı yormayan ama düşündüren, yaşadığı ve seçtiği hayata özlem duyduran bir karakter o. Belki travma diyebiliriz başına gelenlere, belki de gözlerinin açılmasını ve çoğu insanın başaramayacağı bir seçime atılmasını sağlayan talihli bir kaza. İnsanın yorumu ne olursa olsun, son derece güzel bir kitap. Şaşırtıcı ve ferah.

Okurken âdeta onunla beraber o soğuğu hissettim, o temiz havayı ciğerlerime çektim.
"Aynaları"ndan yola çıkarak onun da düzeleceğini, eski hayatını kabulleneceğini sandım. Ancak o farklı bir karakter ve bu asla değişmiyor.

Sizin de kesinlikle okumanız gereken bir kitap. Üstelik yazar 2 Ekim'de bir söyleşiye katılıyor. Bir an önce iki kitabı da okuyup bu etkinliğe katılmalı. :) Erlend'i dinleme fırsatı... Eeeen sevdiğim!

Etiketler: , ,  

0 Yorum:

Yorum Gönder