14 Haziran 2017

Tarihi Kurgu: Girl in The Blue Coat || Monica Hesse


Mavi Paltolu Kız
Monica Hesse


Girl in The Blue Coat (Mavi Paltolu Kız), 2. Dünya Savaşı'nda, Amsterdam'da geçiyor. Para karşılığında karaborsada insanlara sigara, et, yemek bulan bir kızın hikâyesini anlatıyor. Hannake, teslimatlarını yaparken bir gün hiç de iş tanımının olmadığı bir ricayla karşılaşıyor. Yaşlı bir müşterisi ondan, sakladığı ve ortadan kaybolan Yahudi bir kızı bulmasını istiyor. Hanneke gönülsüz, kendisini tehlikeye atmak istemiyor, ancak geçmişinde yaşadığı bir kayıpla kızın arasında bağlantı kurunca istemeden de olsa bazı olaylara buluşuyor ve Nazilerin Yahudilere yaptığı şeylerden bazılarına tanık oluyor.

13 Haziran 2017

Fantastik: White Hot || Ilona Andrews (Gizli Miras 2)




Ilona Andrews'ın yazdığı ve en sevdiğim seriler arasında yerini alan White Hot'un çıkmasını sittin senedir bekliyorum. Tam olarak 3 yıl. İlk çıktığında okumuştum serinin birincisini. Neyse ki serinin üçüncü kitap temmuz itibariyle onun değerini bilecek bu ellere düşecek. Ancak tek bir sorun var: Seri bitiyor. Üzdü. Neyse ki Ilona ve kocası duracak gibi görünmüyor. (Dinimiz Amin.)

12 Haziran 2017

Korku: Gwendy's Button Box || Stephen King ve Richard Chizmar


Gwendy's Button Box (Gwendy'nin Düğme Kutusu)
Stephen King ve Richard Chizmar


Öyle etiketlenebilir ama bu kitap korku türünde değil. Ona bir açıklık getirelim, tabii gerilebilirsiniz (Stephen King korku ustası olarak biliniyor ama hâlâ "korkacağım").

Bir zamanlar 12 yaşında bir kız varmış...

Gwendy's Button Box (Gwendy'nın Buton Kutusu), 1974 yılında biraz kilo vermek için intihar merdivenlerinde spor yapan bir kızla başlıyor. Gizemli bir adam tarafından ona büyülü bir kutu veriliyor. Eğer adama inanırsak her butonun bir gücü, iki kaldıracın da hediyeleri var. Gwendy her gün leziz bir çikolata yiyebilir. Ya da arada 650 dolar değerinde 1800'lerin sonundan kalma bir gümüş para alabilir. Ya da bir butona basarak dünyanın sonunu getirebilir. Sıradan şeyler işte.

11 Haziran 2017

Türk Edebiyatı: Huzursuzluk - Zülfü Livaneli

 

Huzursuzluk
Zülfü Livaneli

Merhamet zulmün merhemi olamaz!

İstanbul’un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin’e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin’de başlayıp Amerika’da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece âdeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.

Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.

Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın ve kelamın çocuklarının hikâyesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.