Header Ads Widget

Gizem: Arıcının Çırağı - Laurie R. King

Arıcının Çırağı kapak


Sherlock sevgimi bilmeyeniniz yoktur herhâlde artık. Bu kitabı görünce beni bir okuma isteği aldı. Hâlâ asıl seriyi okumadığım için Taksim Meydanı'na çıkacağım bir ara, gelip yüzüme tükürürsünüz. Neyse efenim, asıl konuya dönelim:

Mary Russhell ve Sherlock Holmes Serisinin İlk Kitabı Arıcının Çırağı'nın Konusu

Mary Russell bir gün kırda bir yandan kitap okuyup diğer yandan yürüyordur (nasıl beceriyor bir fikrim yok) ve son anda yerde yatan bir adamın üzerine basmaktan kurtulur. Bu yaşlıca adam ünlü dedektif Sherlock Holmes'den başkası değildir! İşte bu, uzun yıllar sürecek bir usta-çırak ilişkisinin başlangıcı olacaktır.

Mary öksüzdür ve teyzesi, ailesinden kalan mirası belli bir yaşa gelene dek kullanamayacak olan Mary'yi dize getirmek için onu aç bırakıyor, kılık kıyafetine, uzun boyuna laf ediyordur.

Mary, Sherlock'un himayesinde kendine bir güvenli liman bulur ve günlerini ondan çeşit çeşit şeyler öğrenerek geçirir. Arada da birlikte gizemler çözüyorlardır. Ancak Mary üniversiteye gittiğinde, bir düşman boy gösterir ve Sherlock'un tüm sevdiklerini öldürmeye yeltenir. Sherlock da payını alır bundan. Bu düşmanı bulup herkesi kurtarmak bizim ikiliye düşer.

Arıcının Çırağı Hakkındaki Düşüncelerim


Arıcının Çırağı güzel işlenmiş, inandırıcı, yer yer sıkıcı, sonuna doğru epey açılan bir romandı. Mary, Sherlock'un zekâsına denk ve bir o kadar da cesur. Üstelik daha ilk sayfadan onun sıradan bir "Leydi" olmadığını anlıyoruz.

Sherlock olduğundan mıdır nedir, çok sevdim ben bu kitabı. Haliyle de seriye devam etmeyi düşünüyorum. Eğer dizileri izlediyseniz, Sherlock'un görünüşünü yadırgayabilirsiniz ama karakterler açısından pek sorun çekmeyeceksiniz. Hepsini biliyoruz zaten. Eski düşmanların bile adı geçiyor.

Sherlock deyince hemen akla çıkarımlar gelir. Mary de ondan aşağı kalmıyor. Hele kitabın başlarında ikili birbirini yargılarken, yani çıkarımlar yaparken, çok eğleneceksiniz. Benden not, Sherlock ölür, dirilir ama emekli olmaz. Sakın ha inanayım demeyin. 😝 Spoiler saymıyorum bunu...

Kitabın kapağı özellikle çok can alıcı ama neden paragraf girintisi yok. Yayınevine bu konuyu sorduğumda böyle tercih ettiklerini öğrendim. Keşke etmeseler diye içimden geçirmiyor değilim.

Arada sırada "Bir kadın bile" tarzı yorumlar olmasa cinlerim daha az tepeme çıkacak, hâliyle de daha mesut olacaktım. Ama el mahkûm, kullanıyor yazarlar.

Son Söz


Sonuç olarak ben bu kitabı sevdim, siz de muhtemelen seversiniz. Çok bekletmeden okuyun. Ha, serinin yurtdışında yayımlanmış 14 kitabı, bir sürü de kısa hikâyesi var. Öyle kısa soluklu bir macera olmayacak anlayacağınız. Niye daha önce basmadılarsa bu seriyi... 😠

Yorum Gönderme

0 Yorumlar