Dersimiz Cinayet (Hercule Poirot 2)  -  Agatha Christie


Kitabı, İngilizce okudum ve daha şimdi, bu yazıyı yazarken Türkçe adının Dersimiz Cinayet olduğunu öğrendim. Uymuş bence.

Sizlere uzun sürün Hercule Poirot'tan bahsetmek istemiyorum, polisiye türüne bu kadar derin bir iz bırakmış bir yazar ve seriyi bildiğinizi düşünüyorum.

Poirot aniden Merlinville'e zengin bir adam tarafından çağırılıyor ve bu zengin adamın sırtından bıçaklanarak ölmesiyle de bir soruşturma başlıyor. Adam zengin olduğu için ilk şüpheli karısı ve oğlu oluyor elbette ve metresin de işin içine karışmasıyla, olaylar epey sarpa sarıyor. Ünlü dedektifimiz de bu gizemi çözmeye çalışıyor.

Kitabın ilk yarısı epey sıkıcıydı doğrusu. Bağlantı kuramıyoruz ve Poirot düşünüp taşınırken pek heyecan verici işler yaptığı söylenemez. Ancak olaylar yavaş yavaş açıklığa kavuşunca ve tüm olaylar gün ışığına çıktığında, şöyle bir duruyor ve düşünüyorsunuz. Burada bir yerlerde de vay demeyi unutmuyorsunuz elbette.

Poirot Amca pek heybetli değil hatırlarsanız. Yumurta kafalı, humpty dumpty'i sürekli akla getiren bir adam. Benim sorunum onunla değil elbette. Ben Hastings'e kıl oldum. Hayatımda onun kadar sinir edici bir anlatıcı görmedim ben. Umuyorum ki sonraki birkaç kitapta onu görmem. Çok şıp sevdi, salak bir adam. Bir de kendisi zeki sanıyor ya, bitiyorum. Poirot da ona resmen köpek muamelesi yapıyor, "Gel Hastings", "Gidelim Hastings." İyi ki de yapıyor, hak etti yani.

Katilin kim olduğunu anlamak bir yana, o kadar çok olay oluyor ki bir noktadan sonra pes ediyor, tahmin falan yürütmüyorum ben, kitabın sonunda öğreneceğim zaten diyerek sadece okumaya devam ediyorsunuz.

Son olarak da şunu söylemeden geçemeyeceğim; sizce de Poirot çok babacan bir adam değil mi ama? İnsanların arasını yapıp gönül ilişkilerini mutlu sona bağlatması çok hoşuma gidiyor. Sanırım bu da bir kadın yazarın elinden çıkmasıyla alakalı.

Eğer akıl çalan bir son olmasaydı, bu kitaba iki yıldız verebilirdim ama öyle olmadı. Sevdim. Size de öneriyorum.