Bilim Kurgu: Seçilmiş Kişi - Lois Lowry

seçilmiş kişi kapak

Seçilmiş Kişi uzun zamandır okumak istediğim kitaplar arasındaydı, kısa olduğu için de iki üç gün önce başlayıvereyim dedim. Kitapta epey düzenli ve uzaktan mükemmel olarak adlandırılabilecek bir toplum görüyoruz. Renklerden arınmış... 

Her alınan yaşla beraber sana bir şeyler veriliyor ve on iki yaşınıza bastığınızda ise, mesleğiniz toplumun yaşlıları tarafından belirleniyor. İşte bu olayla beraber biz de Seçilmiş Kişi'nın görevini öğreniyoruz. Kendisi insanlığın anılarını hafızasında biriktiriyor ve bu görevi Jonas'a geçirme vakti gelmiş. Toplum duygulardan yoksun, sistematik bir işleyişe sahip. 

Uyumsuz gibi kitapların (eğer Seçilmiş Kişi'nin esinlendiği bir yer yoksa) nereden fikri aldığını öğrenmek çok kolay oluyor. Bu yönden klasik olarak adlandıran kitapları okuyup fikir edinmek beni hep sevindiriyor doğrusu.

Türkçe adıyla Seçilmiş Kişi epey kısa olduğu için öyle çok anlatacak bir şeyim yok. Ancak eğer benim gibi hiçbir şey okumadan, araştırmadan başlayacaksanız, çok şaşıracağınız yerler olacak. Keyfini kaçırmamak için neler olduğunu burada yazmıyorum.

Sevip sevmediğime de gelirsek, sevdim diyebilirim. Kitabın sonunun biraz havada kaldığını düşünüyorum ama Goodreads'tan seriyi bitirmiş birine sordum ve bir şekilde bağlanacağını öğrendim. Bu yüzden de hemen olmasa da devam etmeyi aklıma koydum. Ancak bunun çabuk olacağını sanmıyorum.

Her zaman olduğu gibi duygular ve insanlığın kötü yönleri bu kitapta bağdaştırılmış. Duygulardan arındırılırsak, bu bir kurtuluş yolu olur mu sorusu yanıtlandırılmaya çalışılmış. Duygular olmayınca elbette ne aile, ne sevgi ne de sanat ya da bağlar kalıyor ve geride sadece bir kabuk kalıyor.

Kitabı bitirdikten sonra bir de filme baktım ve kitaptan farkının Jonas'ı daha etkin bir karakter yaparak bulduğunu gördüm. Özellikle dostluk ve sevgi kavramını sadece iki kişiye değil de daha geniş bir çerçeveye yayması tamamen dünyaya aykırı olmuş.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar