15 Haziran 2016

BİLİM KURGU: SEÇİLMİŞ KİŞİ || LOIS LOWRY



The Giver uzun zamandır okumak istediğim kitaplar arasındaydı, kısa olduğu için de iki üç gün önce başlayıvereyim dedim.

Kitapta epey düzenli ve uzaktan mükemmel olarak adlandırılabilecek bir toplum görüyoruz. Renklerden arınmış... Her alınan yaşla beraber sana bir şeyler veriliyor ve on iki yaşınıza bastığınızda ise, mesleğiniz toplumun yaşlıları tarafından belirleniyor. İşte bu olayla beraber biz de The Giver'ın görevini öğreniyoruz. Kendisi insanlığın anılarını hafızasında biriktiriyor ve bu görevi Jonas'a geçirme vakti gelmiş.
Toplum duygulardan yoksun, sistematik bir işleyişe sahip. Uyumsuz gibi kitapların (eğer The Giver'ın esinlendiği bir yer yoksa) nereden fikri aldığını öğrenmek çok kolay oluyor. Bu yönden klasik olarak adlandıran kitapları okuyup fikir edinmek beni hep sevindiriyor doğrusu.

5 Haziran 2016

KLASİK: GURUR VE ÖNYARGI || JANE AUSTEN





Bugüne kadar hep tarihi romanları okumaktan kaçındım. Sevemiyorum genelde. Dönemin baskısı (daha kitabın başında evin kızlara kalamıyor oluşu örneğin) falan her şey beni boğuyor. Ama sonra böyle güzel bir kitap okuyunca sevesim geliyor türü.

Herkesin okuduğunu varsayacağım için hikâyeyi bozacak bilgiler vereceğim bu yazımda. Başka türlü bu kitabı ne kadar sevdiğimi sanırım ifade edemem. Eğer okumadıysanız, gidin ve okuyun lütfen. Yorum falan hikâye...
Elizabeth Bennett bizim başkahramanımız. Ailenin en büyük ikinci kızı ve toplamda beş kız kardeşler. Sosyeteye tanıtılmış bu kızların hepsi öyle ya da böyle bir koca peşinde. En küçük üç kardeş ve anne epey bayağı olsa da, Elizabeth ve ablası Jane bu ailenin en saygın kişileri olarak tanıtılabilir.